Abu başta olmak üzere haber bekleyenleri 1.5 aylık bir gecikme ile aydınlatayım dedim. Gelirken uçak kaçırıp bir gece Chicago’da kalmam dışında kayda değer bir aksaklık olmadı. Ev işini gelmeden önce halletmek iyi bir fikirmiş, öteki türlü gereksiz stres olacaktı. Evde şu an 7 kişiyiz. Benim ve dil eğitimi için gelmiş Venezuela’lı Julio dışındakiler Amerikalı. Ev halkı genelde iyi anlaşıyor ve beraber epey vakit geçiriyor.

Geldikten 2 gün sonra günlük çalışma rutinimi oturttum ve o zamandan beri de epey yoğun çalışıyorum. Yönetim yayın yasağı koyduğundan bildiri olarak yayınlanmadan tam olarak ne yaptığımı yazamıyorum buraya :) ama eğer şu ana kadar aldığımız ilk sonuçlar doğrultusunda giderse epey güzel bir iş çıkacak ortaya.

Pittsburgh güzel ve İstanbul’a kıyasla çok çok küçük bir şehir. 350000 nüfusu var. Kaldığım ev okula yürüyerek 15 dakika uzaklıkta. İlk geldiğimde bir gün evden okula yürürken bir dizi resim çektim ama onlar ve Carnegie Mellon nasıl bir yer konusu ayrı bir girdiye kalsın.

CORAL araştırma grubunun bir üyesi olarak Dr. Manuela Veloso ile beraber çalışmak üzere 8 aylığına Carnegie-Mellon‘a gidiyorum. Ana çalışma konum gelişimsel psikoloji (developmental psychology) literatürünün robotlarda gösterimden öğrenim (learning from demonstration) alanına nasıl uygulanabileceğini ve uygulanmasının anlamlı olup olmadığını araştırmak olacak.

Bu kez tembelliği abartıp geleneksel RoboCup serisini bile yazmadım. Bu süre içinde neler oldu derseniz

  • RoboCup 2009 Avusturya’nın Graz kentinde yapıldı. İlk defa bizim dışımızda iki takım daha (Boğaziçi Ün. Elektronik Müh. Small Size takımı BRocks ve 9 Eylül Üni 3D simulation takımı RoboPub) yarıştı. Cerberus technical challengelarda 5. olurken futbol tarafında ikinci tura çıktı, çeyrek finale çıkamadı.
  • CLAWAR 2009 konferansını Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi’nde organize ettik. Hem yurt içinden hem yurt dışından gelen katılımcılarla pek hoş vakit geçirdik. Bizim grup toplamda 5 bildiri sundu. Kemal Kaplan ile Caner Kurtul’un bildirileri en iyi bildiriler listesine seçildi.
  • Yakında anlatacağım önemli bir konuda bürokratik ve lojistik engeller birer birer aşıldı.
  • i cephesinde önemli gelişmeler yaşanıyor. Yakında onları da detaylı bir şekilde yazacağım.
  • Gelmiş geçmiş en influential rock gruplarından olan ÇOT! ilk konserini küçük ama önemli bir izleyici kitlesine verdi.

Tezle ilgili yazacak epey şey birikti aslında ama bakalım o da başka bir yazıya artık. Nasıl olsa ölü toprağından kurtuldum bu post ile.

İtiraf etmem gerekirse Randy Pausch’u ben de kanser teşhisinden ve ünlü “Last Lecture” konuşmasından sonra tanıdım. Bu yüzden şimdi “Ben de zaten Randy’nin çocukluğunu bilirim, her nefesini takip ederdim, büyük hayranıydım” vs gibi saçma ve popülist söylemler peşinde koşup sanki kırk yıllık dostmuşuz gibi kendisinden sadece adıyla söz etmeyeceğim. Ancak varlığından ve durumundan haberdar olduktan sonra hastalığın gelişimini anlattığı güncesini her gün ziyaret eder oldum. Arada yayınladığı istatistiklere göre tahminler yapıp işlerin iyiye gitmesini diledim. En son 26 Haziran’daki güncellemeden sonra yaklaşık bir ay bir ses çıkmayınca bunun iyiye işaret olmadığını anlamıştım ama işin bu kadar kısa sürede bu boyuta varacağını da ummamıştım açıkçası. Dün sabah güncesini açtığımda şu girdi ile karşılaştım:

A biopsy last week revealed that the cancer has progresed further than we had thought from recent PETscans. Since last week, Randy has also taken a step down and is much sicker than he had been. He’s now enrolled in hospice. He’s no longer able to post here so I’m a friend posting on his behalf because we know that many folks are watching this space for updates.

Yine de son darbenin bu kadar erken geleceğini düşünmemiştim. Korkulan haberle bu sabah karşılaştım.

Randy died this morning of complications from pancreatic cancer. The CMU news story is here

İnsanın fiziksel olarak karşılaşmadığı, tanışmadığı, hatta hakkında çok az şey bildiği bir insanın ölümüne bu kadar fazla, hatta ölen kendi akrabalarının çoğuna üzüldüğünden daha fazla üzülebilmesi çok ama çok tuhaf bir durum bence.

Randy Pausch, yaşama sevincinin ve tedavisini üstlenen doktorların üstün çaba ve becerisi sayesinde kendisine biçilen 3-6 aylık sağlıklı yaşam süresini neredeyse iki katına çıkarmayı başardı. Eğer hala izlemediyseniz “Time Management” ve “Last Lecture” konuşmalarını mutlaka izleyin, eminim herkes kendine uygun dersler çıkaracaktır bu konuşmalardan. Link vermiyorum, en vasat Google kullanıcısı bile rahatlıkla bulabilir ilgili videoları.

Huzur içinde yat Randy Pausch.

RoboCup 2011 Boğaziçi Üniversitesi’nin evsahipliği ile İstanbul’da düzenlenecek. RoboCup 2010′a ise Singapur evsahipliği yapacak.

Yaklaşık 400 takım ve 2500 dolayında katılımcı sayısı ile dünyanın tartışmasız en büyük ve en prestijli robot organizasyonu olan RoboCup’ın Türkiye’de düzenlenmesinin ülkedeki robot araştırmalarına bir ivme kazandırmasını ve bu konudaki araştırma kalitesinin dünya standartlarını yakalamasına yardımcı olmasını umuyoruz.

Bu sabah 9 gibi kalkıp kahvaltı ettikten sonra otelin yakınındaki tapınağa gittik. Tapınak kompleksi bir büyük tapınak ve 6 daha küçükçe tapınaktan oluşuyor. Büyük olan tapınak bir adanın üzerinde ve taş bir köprü ile ulaşılıyor.

İçeriye girince aşağıdaki heykel ile karşılaştık ve o anda çıldırdık. Saçlarımız bemmbeyaz oldu.

Heykelin boyunun yaklaşık 20m olduğunu tahmin ettik. Tapınak insana huzur veren bir yere yapılmış ama içeride tuhaf yerel müzikler çalan ufak shuttleların gezmesi ve gereksiz kalabalıktan doğan bir uğultu ortamın cazibesini siliyor.

Küçük tapınaklar da ölçek olarak büyüğü ile boy ölçüşemezlerse de içerik olarak gayet dolular.

Tapınak macerasından sonra otele döndük. Uçağa online check-in yaptırıp otelden manuel check-out eyledik. Sonra otelin barında hızlıca yemek yedik. Biftekli, sebzeli ve muhtemelen yumurtalı bir pilav yedim.

Bizi havaalanına götürecek otobüs 1.5 saat gecikme ile geldi. Biz de bu arada şekerleme yaptık. Otobüs geldi sonunda ama gelen şey otobüs değil midibüstü. Bavulların hepsini bagaja sığdıramadık, bir kısmını yanımıza aldık. Yol 2 saat civarında sürdü.

Havaalanında NUManoids tayfası ile karşılaştık. Robotların gümrük işlerinin derdine düştüğümüzden ayaküzeri konuşabildik sadece. THY pilotları ve genel hizmet seviyesi gidişte olduğu gibi dönüşte de takdir topladı bizden.

Finalde German Team – Wright Eagle oynadı. Maçı herkesin favori hakemi Tekin Bey yönetti, yardımcılarından biri de Barış idi. Ben de naçizane 500 tick/saniye hızımla masa hakemliği yaptım. German Team çok rahat bir oyunla 5-0 kazandı. Böylece bu turnuvada sadece son beş senenin şampiyonlarına kaybetmiş olduk. Kapanış seramonisinden sonra Kouretes ile geleneksel resmimizi çektirip müthiş insan Leo ile vedalaştıktan sonra otele döndük.

Akşam neredeyse tüm lig olarak Suzhou merkezindeki kendi biralarını kendileri yapan bir Alman restoranına gittik. Çok başarılı bir grup canlı müzik yapıyordu. Şunları yedim:


biftek idare ederdi, ev yapımı olduğu iddia edilen cheesecake cidden güzeldi. Dark bira içtim. Almanların da onayladığı üzere biraları oldukça başarılıydı. 

Çeyrek finalde German Team ile oynadık. Daha önce oynamadığımız bir sahada oldu maç. Bir önceki geceki tayfundan dolayı çatı kaplamasında açıklıklar oluşmuştu, son anda düzelttiler ama biz bir şekilde vision sistemimizi tam kalibre edemedik ve 7-0 kaybettik. Süper kalibrasyon yapsak da kaybederdik, ama belki 1-2 gol atabilirdik ve bu kadar çok yemezdik.

Elendikten sonra geleneksel şehir turumuzun ilk ayağına çıktık. İki taksiye bölünüp şehir merkezine gittik. Önce para bozdurduk biraz. Bank of China diye bizim Merkez Bankası karşılığı bir yerleri var, orada bozduralım dedik ATM’lerden benim dışımda kimse para çekemeyince. Bozdurma işleri sürerken gişelerde ortak kullanım için kalemin yanısıra 3 değişik numarada gözlük bulundurduklarını gördük. Olcay resimlerini çekti, hemen güvenlik geldi yanına ve resmi sildirdi. Az kalsın tutuklanıyordu hehe..

Para işini hallettikten sonra official Cerberus catereri olan McDonald’s yolunu tuttuk. Burada büyük seçim Big Mac menü 22 RMB (~3 YTL). Leo buranın çok pahalı olduğunu, yerel yemek yapan yerlerde yemenin 5 RMB (~80 kuruş) olduğunu, hatta daha ucuz yerlerde 1-2 RMB’ye yenilebildiğini söyledi. Bir şekilde İngiltere’de para kazanıp burada harcayabilecek bir metod geliştirmek lazım.

Şehir merkezinde kayda değer bir yer bulamadık. İpek satan bir yere uğradık, daha sonra bir süre daha dolanıp yarışma alanına geri döndük.

Çinliler ilginç insanlar. Japonlara göre çok daha sıcakkanlılar. Muhtemelen havanın aşırı sıcak ve nemli olması yüzünden kadınlar genelde mini etek ya da şort giyiyorlar. Yöreye göre erkeklerin üstü çıplak gezdikleri de oluyor. Çalışan kişiler bizim sefertası misali yanlarında ipten bir sapı olan kavanozlar taşıyorlar. Kavanozların içinde de çay var ama bizim alışık olduğumuz türden değil. İri ve yeşil yaprakları olan, rengi çok açık bir sıvı oluşturan bir çay. Bu çayı içip içip pervasızca geyiriyorlar ve ağızlarını şapırdatıyorlar. Şehir planlamaları oldukça iyi. Düzensiz yapılaşma neredeyse yok gibi ve yeşil alan miktarı çok fazla. Yollar 5-6 şeridin altında değil ve pek trafik görülmüyor. Normal bisikletten ziyade elektrikle çalışan motorlu bisikletler ve elektrikli scooterlar daha yaygın.

Bir alışveriş merkezinin zemin katı tamamen bu tür araçlarla doluydu. Elektrikli scooterların fiyatları da 1700 RMB (~300 YTL) civarı. Burada taksi de çok ucuz, kilometresi 1.8 RMB. Bisikletli çekçekler de var ama herhalde daha bir turistik uygulama olduklarından 4-5 kat daha pahalılar taksiden.

TJArk’i 2-1 yendik. Yarın çeyrek finalde GermanTeam ile oynayacağız. Nao üzerinde epey bir iş yaptık ancak maçtan iki dakika önce robotlardan birinin networkü çalışmamaya başladı, diğerinin de usb belleği bozuldu. SPQR ile 0-0 berabere kaldık bunun sonucunda ve elendik.

Bu sabahın köründe UT Austin ile oynadık ama aslında bize karşı oynayan kod NUBots kodu idi. Yapabileceğimizin en iyilerinden birini yaptık, 4-2 kaybettik. Kendi kalemize bir gol attık, en az iki tane de çok net pozisyon kaçırdık. Adamların ise bize attıkları dışında cok net pozisyonları yoktu.

Akşam sempozyumda Tekin Bey bizim bildiriyi sundu. O ana kadar uyuklayan kişiler sunumun tamamını dinlediler. Epey başarılıydı. Özellikle de dinleyenlerin arasında Manuela, Hans-Dieter ve Tucker’ın da olduğu düşünülürse enfesti bile denilebilir.

Sempozyum sonrası arka arkaya UNSW ve BreDoBrothers ile Nao maçları yaptik. İlkinde 0-0 berabere kaldık, ikincide 1-0 yenildik. Yarın (muhtemelen) son maçımızı SPQR’a karşı yapacağız.

Gecenin son olayında Aibolarda gündüz wireless sorunları yüzünden ertelediğimiz SharPKUngfu maçını yaptık. 1-0 kazandık ama nedenini hala anlayamadığımız bir sorundan dolayı cok feci oynadık. Kazandığımız için çeyrek finali garantiledik, yarınki TJArk maçının sonucuna bağlı olarak ya German Team ya da Wright Eagle ile oynayacağız çeyrek finalde.